Sri Lanka`da Tarçın Hasadı ve Tarçın Hakkında Bilmediklerimiz

02-IMG_1572

Sri Lanka`nın güneyinde yer alan Ahangama bölgesindeyiz. Havaalanına 140 km uzaklıkta olan bölge tarihi çay fabrikasına 5 km uzaklıkta bulunuyor.

Tarçından bahsetmemek ise mümkün değil.

IMG_1911

Muğla`da nasıl her evin bahçesinde bir zeytin ağacı var ise ve herkes kendi zeytinini hasat ediyor ve kuruyor ise Sri Lanka`da da tarçın öyle.

37-IMG_1903

Sri Lanka hasat ettiği tarçının %90`ını ihraç ediyor ya da tüketimin büyük bir bölümünü karşılıyor ki buna kaliteli gerçek seylan tarçın tüketimi demek daha doğru olur.

36-36-IMG_1829

Bulunduğumuz bölgede halkın geçim kaynağı çay ve tarçın. Teknolojinin uğramadığı bir ülke burası. Çayın işlendiği çay fabrikası 145 yıllık ve hala aynı makinalar kullanılıyor. Tarçında ise teknoloji devreye girmemiş. Tamamen ustalık isteyen bir iş.

01-IMG_1569

Her nasıl bizde atadan kalma meslekler vardır kalaycılık gibi tarçın hasadı ve tarçın soymakta ustalık isteyen bir iş. Burada tanıştıracağım kişi tarçın soyma işine 14 yaşında başlamış ve şu an 62 yaşında. Hayatında başka bildiği bir iş yok,tarçın ailesinin asıl geçim kaynağı.

30-IMG_1667

 Tarçın işte böyle bir ağaç.

 29-IMG_1666

 Benim uzmanlık alanım bitki koruma ve fitopatoloji olduğu için ağaç ve yapraklarda yer alan zararlıların da fotoğraflarını çektim.

34-IMG_1680

 33-IMG_1679

Hasta olan bu yaprakları ayırıp sağlam olanları bir sepete topladık. Burada tarçının gövdesi kadar yaprağından da faydalanılıyor. Akşam olduğunda  sadece tarçın yaprağı ve tarçından yapılan bir çorba içtik. Çok lezzetliydi ve çok aç olduğum için çorbanın fotoğrafını çekmeyi ne yazık ki unutmuşum:)

28-28-IMG_1665

Tarçın hasadı için öncelikle uygun ağacı bulmak için bahçede geziyoruz. Yeni filizlenmiş ve çok genç tarçın ağaçlarına dokunmuyoruz. Özellikle gövdesi bilek kadar kadar kalınlaşmış ve boyu 2.5 metre olan tarçın dalını toprağın üzerinde bir karış kalacak şekilde kesiyoruz. Diğer dallara ise dokunmuyoruz.  Böyle bir döngü içerisinde yılda iki kere hasat ediliyor.

Kestiğimiz tarçın dalının gövdesi pürüzsüz iken bir başka dalın gövdesi çok sert ve pütürlü idi. Tarçının kalitesini etkilememesine rağmen işçilik bakımından pütürlü yüzeye sahip dal çalışan kişileri oldukça zorluyor.

Çalışanlara kg başına bir ücret ödeniyormuş. Ortalama olarak bir kişi günde 5 kg tarçın hasat edip soyabiliyor.

25-25-IMG_1657

Tarçın yaprakları aynı zamanda tarçın yağı yapımında kullanılıyormuş. Bulunduğumuz yerde bu yağı çıkarmaya yarayan makina yok o nedenle yaprakları toplayıp satıyorlar.Bölgede tüm tarçınların toplandığı bir depo var. Depoyu da ziyaret ettik.

04-IMG_157603-IMG_1574

Bir tarçın ne kadar ince ve uzun ise o kadar kaliteli imiş. Tarçının kalitesini belirleyen dört birim olduğundan bahsedildi. C1-C2-C3-C4. C1 birimi bir kalem kalınlığında ki tarçını ifade ediyor. Bu tarçın birinci sınıf tarçınmış. Bu nedenle hasat edilen her tarçın ağacı usta ellerden çıkmalı ki ince ve uzun tarçınlar elde edilebilsin.

21-21-IMG_1626

12-12-IMG_1589

13-13-IMG_1597

19-19-IMG_1620

18-18-IMG_1610

14-14-IMG_1599

Nasıl oluyor da bu kadar uzun oluyor diye soracak olursanız, tarçın kabuklarını soyarken iç içe ekliyorlar ve o şekilde kurumaya bırakıyorlar. İç içe eklenmiş tarçınlar dahi o kadar ince ki kalem gibi.

24-24-IMG_1637

22-22-IMG_1630

C1 diye adlandırılan ince ve uzun olamayan tarçınlar ise depoda çalışan kadınlar tarafından çuvallara dolduruluyor ve tarçın tozu yapımı için makinanın olduğu merkeze gönderiliyor.

15-15-IMG_1601

05-IMG_1578

Çok un ufak olmayan parçalar ise birleştirilip bir başka çalışan tarafından altı ve üstü tıraşlanarak paketleniyor.Bize tanıdık gelen tarçın bu. Onların deyimi ile kalitesiz tarçın.

16-16-IMG_1603

17-17-IMG_1605

Sonuç olarak ben hayatım boyunca gerçek tarçın yememişim. Hem tadı ile hem görünüş itibari ile benim bildiğim tarçından çok uzaktı. Döndüm, araştırdım yine de bulamadım Seylan tarçınını. Getirdiğimi ise kullanmaya kıyamıyorum. Dekor olarak kullanıyorum. Ufak bir parça kopardım ucundan arada kemiriyorum. Tadı alışkın olduğumuz çin tarçını gibi keskin değil çok hafif ve tatlı. Yakmıyor içinizi.

Not: Tarçın hasadı ile ilgili birinci video tarçın ağacı seçimi ve kesimini içeriyor. İkinci video ise tarçının soyulmasını. Videoları izlemek isterseniz tıklayınız.(2. videoyu yukluyorum)

Brownie, Brovni, Browni

Şu an internette mükemmel bir brownie tarifi arayanlar için yazıyorum. Sadece mükemmel bir ıslaklıktan bahsetmiyorum aynı zamanda oldukça sağlıklı. Ağzınıza gelen çıtır çıtır badem ve cevizler, yoğun kremamsı kıvamı ile ıslaklık veren hurmalar, aradığınız çikolata tadını veren kakao.

Hepsi bu. Üstelik pişirmenize gerek kalmadan kısa sürede hazırlayabileceğiniz bir brownie tarifi bu.

Vejeteryan değiliz aynı zamanda glutensiz beslenmiyoruz ama biz bu brownielere bayılıyoruz.

Sekersizunsuzbrownie

Malzemeler:

8*8 bir borcam için ölçüler.

  • 2 su bardağı ceviz içi
  • 22 adet hurma
  • 1 su bardağı kakao – 105 gram
  • ½ ya da 1 su bardağı badem
  • 1 çay kaşığı vanilya
  • ¼ çay kaşığı tarçın

Hurmaların çekirdeklerini çıkarmayı unutmayın, blendırınızın zarar görmesini istemeyiz. Hurmalarınız çok kuru ve sert ise kullanmadan önce su dolu bir kapta bekletmenizi tavsiye ederiz. Böylece hurmalar yumuşayacak ve karışımın birbirini tutması daha kolay olacak.

Bademi, tercihinize bağlı olarak miktarını arttırabilir ya da azaltabilirsiniz. İsterseniz hiç kullanmayabilirsiniz. Biz hurmanın yoğun şekerli tadını dengelemesi açısından kullanmayı tercih ediyoruz. Dişe gelir şekilde ezmeden büyük parçalar halinde bırakıyoruz.

Yapılışı:

  • Blendır kabınıza cevizleri aktarın ve 10-15 saniye çalıştırın. Çok ince değil ama kıvamı un gibi olacak.
  • Kakao, tarçın ve vanilyayı ekleyip 5 saniye daha çalıştırın.
  • Blendırınız çalışır konumda iken ya da ekleme şansınız yok ise parça parça hurmaları ilave edin ve çalıştırmaya devam edin. Karışımı ellediğinizde birbirini tutan bir hamur kıvamında olacak. İri iri doğramış olduğunuz bademleri karışıma ilave edip eliniz ile homojen olacak şekilde dağıtın.
  • Karışımı borcamın içerisine alın ve eliniz ile eşit olarak yayın.
  • Buzdolabında dinlenmesi için bir saat bekletin.

Afiyet Olsun.

Ayın Yenisinde Olur Börtü Böcek, Eskisinde Olur Börek Çörek:)

Geçen hafta anneannemle oturduk ve koca bir kasa patatesin cücüklenen yerlerini bıçakla alıp ektik. Sonra hepsini sökmek zorunda kaldık ve bir yerde toplayıp üzerini toprakla örttük. Onca emek boşa gitmişti. Peki neden sizce?

Çünkü anneannem Ay`a bakmayı unutmuştu…

“Ay’ın yenisinde yapılan işten hayır gelmez!”, “Dolunayı bekle, bereketini gör”, “Ayın yenisinde olur börtü böcek, eskisinde olur börek çörek”, “Kesme odunu ay büyürken, kırk koyunu küçülürken” dedi.

ayın evrelerı

Ay, yeni ay ve hali ile ekim, dikim hiçbir şey yapılmazmış. Bunlar batıl inanç inanmayın böyle şeylere diyebilirsiniz ama yıllarca deneyimlemiş anneannem ve yeni ayda topladığı sebzeleri kurttuğunda paflanmış, ektiği sebzelerin içi boşalmış,çürümüş. Bende yeni öğrendim, ilk duyduğumda anneannemi kırmak istemediğim için isteksizce söktüm patatesleri. İki kere aynı işi yapacaktık sonuçta. Tarım yapan firmalar ay`a mı bakıyordu ki. Onlar nasıl ticaret yapıyordu diye sormadan edemedim.

O kadar çok püf noktası var ki. Not edilecek o kadar çok şey birikti ki. Nesilden nesile aktarılmalı bu bilgiler yoksa kaybolacak.

Ay`ın evreleri ve bahçe işleri ile ilgili küçük bir araştırma yaptım.

Prof. Dr. Hasan Baydar bir yazısında şöyle anlatmış,

Yaklaşık 28 gün süren ay döngüsünün 14’er günlük iki evresi vardır; biri yeniay ile başlayıp dolunay ile biten “büyüme” evresi, diğeri ise dolunayla başlayıp yeniay ile biten “küçülme evresi.”

İşte yaşayan her canlının büyük bölümünü su oluşturduğundan, ayın hallerine göre suyun gel ve git’lerine göre öngörülmeyen değişiklikler oluyor. Bir nevi, belki de kimsenin farkında olmadan, Ay Takvimi’ne göre hayatın akışı şekilleniyor. Nasıl mı?

Belki de yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiler, tecrübeler ve gözlemler, Ay’ın hangi devresinde neyin yapılıp yapılmayacağını onlara öğretmiş; “Hangi ürün ne zaman ekilir, ne zaman toplanır?”, “Meyve ağaçları veya asmalar ne zaman budanır veya aşılanır?”, “Haşere ne zaman ürüne musallat olur?”, “Koyun ne zaman koça katılır, ne zaman kırkılır?”, “Bulgur, salça,  turşu, peynir, ekmek ne zaman yapılır?”, gibi soruların yanıtını çoğu kez geceleri gökyüzündeki ayın hallerine bakarak vermişler; bir bakıma Ay’ın devreleri onların ziraat takvimi olmuştur.
Öyle ki, bu takvimi takip edenlere göre, Ay’ın eskisinde (dolunaydan yeniaya kadar olan küçülme devresi) ekilen veya dikilen ürün daha verimli olur; özellikle Ay’ın dolunay devresi ekim/dikim zamanıdır. Ay’ın yenisinde (yeniaydan veya hilalden dolunaya kadar olan büyüme devresi) ekilen, dikilen, biçilen veya toplanan ürün böceklenir, küflenir. Koyun yeniayda kırkılmaz, aksi halde yünü çabuk kopar ve güvelenir.
Ağaçlar yeniayda kesilmez, aksi halde odunu kolay bükülür, çatlar ve çürür. Budama ve aşılama yeniayda yapılmaz, aksi halde sürmez ve tutmaz (bu işler için yarımay beklenir). Dolunayda biçilen otlar daha şifalı olur. Biz bugün bilimsel yöntemlere göre tarımsal eğitim uyguluyor ve tarımsal faaliyetlerde bulunuyoruz; örneğin tarla denemeleri ve laboratuar analizleri yaparak hangi ürünün ne zaman ekileceğine, hastalık ve zararlılarla nasıl mücadele edileceğine, hasat ve harmanın ne zaman yapılacağına karar veriyoruz. Elbette en doğru olanı budur.

Sizde deneyimlemek istemez misiniz. Küçük bir bahçeniz de olsa, belki balkonunuzda saksıda yetiştireceksiniz bu sene Ay`a bakın ve öyle ekim yapın.

Dağ Kekiği

cevizhane

Kardeşim ve ben. Birlikte dağa bitki toplamaya gidiyoruz. Güle oynaya fotoğraf çektirmiştik o gün.

Yazın  sıcaklık 40 derece  ama uzun kollu giymek şart oluyor. Cevizlere ilaçlama yapmadığımız için dönem dönem armut kaplanı denen zararlılar oluyor, yapraklarda yaşıyor ve üstünüze bir yapıştığında gitmiyor. Ormanda da aynı şekilde nereden ne çıkacağı belli olmuyor o yüzden kollar, paçalar her yerimizin iyice kapalı olduğundan emin oluyoruz.

Her ne kadar üstünüzden silkelediğinize ve temiz olduğunuza inansanız bile bir yerlerden çıkıyorlar. O yüzden bizim eve dışarıda duş almadan içeri girmek yasak. Bahçe hortumu ile alınan duş makbuldur:)

Kekik

O gün bir kucak dolusu kekik toplamıştık. Eve döner dönmez sofra örtülerini serip üzerinde kurumaya bırakmıştık.

kekik cevizhane

Kuruduğunda ise ailece kolları sıvadık. Günün yorgunluğunu kekik ayıklayarak attık. Hepimizin elinde bir kekik dalı yapraklarını bir kaba çiçeklerini bir kaba ayırdık. Bazılarını ise demet demet yapıp asıp öyle kurttuk.

Kekik

kekik ceviz ciftligi

Kekik deyip geçmemek gerekir çok şifalı bir bitkidir. O yüzden biz kekiği sadece et yemeklerinde kullanmıyoruz aynı zamanda bol bol çayını yapıyoruz.

Kekik çayını hazırlamak için ise 1 tatlı kaşığı ufalanmış kekik ya da bir tutam kekik yeterli oluyor. Porselen ya da cam bir fincana 1 tatlı kaşığı yeşil çay ile birlikte ilave eder ve üzerine kaynar su eklemeniz yeterli. Bardağınızın ağzını kapatmanız önemli. 10 dk demleyebilirsiniz.

Kekik çok önemli bir mikrop öldürücü aynı zamanda. Anneannem sobanın üzerinde kaynayan suya bir dal kekik atardı. O buhar ile odanın havası temizlenir mikroplar ölür derdi. Pencereyi açar havalandırırdı sonrasında.

Peki kekiği alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Hiç market raflarında paketlenmiş kekiklerin kokusunu aldınız mı? Ben şahsen nötr bir tat alıyorum. Sadece görüntüsü oluyor. Gerçek kekik, kekik gibi kokmalı. Elinizde ufaladığınızda şöyle yağı uçmalı burnunuza kokusu gelmeli. Öyle olmuyor işte paketlenmiş ürünlerde.

Dr. Ümit Aktaş`ın İlaçsız Sağlıklı Yaşam adlı kitabından bir not:

Kekik tüketerek elde edilen faydalar:

  • Kansere karşı savaşır.
  • Mikrop öldürücüdür.
  • Antioksidandır.